yöntem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yöntem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2009 Cuma

Bitki Üretim Teknikleri

1) İç Mekan Bitkilerinin Genel Yetişme İstekleri


1.1) Sıcaklık

Bitkilerin büyüme ve gelişmeleri ile bulundukları yerlerin sıcaklığı arasında sıkı bir ilişki vardır. Sıcaklığın yüksekliği veya düşüklüğü metabolik olayları farklı yönlerde etkilemekte, böylece büyüme ve gelişme farklı düzeylerde ortaya çıkmaktadır. Doğal yayılış alanlarına uygun olarak, iç mekan süs bitkilerinin sıcaklık gereksinimleri de değişiktir. Bu bitkiler, genellikle 0 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda yetişebilir. Dona maruz kaldıklarında ölürler. Tropikal kökenli bitkilerin çoğu 10 derecenin altındaki sıcaklıklardan bile zararlanır. YÜksek sıcaklık derecelerine dayanıklılıkları da bitki çeşidi, hava orantılı nemi ve sulama suyu miktarına göre değişir. Genellikle 40 derecenin üzerinde ise ölmeye başlarlar.
İç mekan bitkileri genellikle, soba veya radyatör gibi ısıtıcıların yanında bulundurulmayı sevmezler. Çok az bitki çeşidi bu gibi yerler için uygun olabilir. Öte yandan, kışın sıcaklığın 0 derece veya daha düşük olduğu zamanlarda, birçok bitkinin konduğu pencere kenarlarında, sıcaklık tehlikeli biçimlerde düşebilir. Bu durumda, bitkilerde zararlanma olmaması için, ek ısıtma sistemleri kullanılmalı veya pencere camı ile bitkiler arasına gazete kağıtları gerilmelidir. Ayrıca, bitkiler belirli bir süre için odanın daha ılık bir yerine taşınabiir.

1.2) Orantılı Nem ve Su

Bitkilerin yaşayabilmeleri, büyüyebilmeleri ve gelişebilmeleri için zorunlu etmenlerden biri de orantılı (nispi) hava nemi ve sudur. Bitkiler kökleriyle suda erimiş halde bulunan besin tuzlarını alırlar. Su, içerisinde eriyebilen besin maddelerinin kökler aracılığıyla ve oradan da işlenerek toprak üstü vegetatif organlara, çiçek ve meyvelere taşınmalarını sağlar.
Terleme hızını etkileyen başlıca etmenler güneş ışığı, havadaki nem miktarı, sıcaklık, rüzgar, topraktaki su miktarı ve hava basıncı olarak sıralanabilir. Olağan koşullarda bitkilerin terleme yoluyla kaybettiği su miktarı ile kökler tarafından alınan su miktarı arasında bir denge vardır.
Sıcaklık ve ışık şiddeti kış ayları süresince yaz aylarına göre daha düşük olduğundan, bitkilerin terleme hızları da düşüktür ve bu süre içerisinde suya daha az gereksinim duyarlar. İlke olarak ister yaz, ister kış mevsiminde olsun düşük sıcaklıktaki yerlerde bulundurulan bitkilerin, daha sıcak yerlerde bulundurulanlara oranla su gereksinimleri daha azdır.

1.3) Işık
İç mekanlarda yetiştirilen süs bitkileri de doğadaki diğer bitkiler gibi özümleme yapabilmeleri, büyüme ve gelişmeleri için ışığa gereksinim duyarlar. Bu bitkilerin büyük bir kızmının kökeni tropikal ormanlara dayanır ve yetersiz ışık koşullarına uyum gösterirler. Ancak çoğu en iyi şekilde ışıklandırılmış yerlere konulmayı gerektirir. Çünkü, iç mekanlardaki ışık şiddeti dışarıdakine (açıktakine) ve hatta ağaçların altındakine oranla daha azdır.
Işık gereksinimi bitkilere göre değişim gösterebildiği gibi, bir bitkinin ışığa olan gereksinimi de farklı zamanlarda yine farklı düzeylerde olabilmektedir. Gerçekten bitkiler gelişme dönemlerinde bol ışığa, buna karşılık dinlenme dönemleri süresince daha az ışığa gereksinim duyarlar.
İç mekan bitkileri ışığa olan gereksinimleri açısından güneşli, aydınlık, yarı gölge ve gölge yerlerde yetiştirilen bitkiler olmak üzere başlca 4 grupta toplanır.

Yapay Işık: Güneş ışığının yetersiz olduğu durumda yapay ışık kullanılması, genellikle başvurulan bir yoldur. Yapay ışık, güneş ışığına benzerse de, 4-5 saatlik güneş ışığına eşdeğer bir ışıklandırma için aynı süre yapay ışık kullanılması yeterli olmaz. Sağlıklı bitki yetiştirmek için yaklaşık 12-16 saat yapay ışıklandırma yapmak gerekir. Yapay ışıklandırma genellikle floresans tüplerle yapılır.
Yapay ışık altında yetiştirilen bitkilerde yeterli hava neminin sağlanmasına da özen gösterilmelidir. Bu da, saksıların altına içi su dolu bir kap (sözgelimi tepsi) koymakla sağlanabilir.

1.4) Saksı Toprakları (Harçlar)
Bitkilerin büyüme ve gelişmelerinde çok önemli bir yeri bulunan saksı topraklarının temel görevleri, bitkiye destek olmak ve su, hava ve besin maddesi sağlamaktır.
2) Üretim Tekniği
Temel olarak iki çoğaltma tekniği vardır.
1. Generatif Üretim (eşeyli üretim)
2. Vegetatif Üretim (eşeysiz üretim)
2.1) Generatif (Eşeyli) Üretim


2.1.1) Tohum İle Üretim

Bu üretim şeklinde esas, dişi ve erkek eşey hüçrelerinin birleşmesi sonucu tohum oluşması ve bununla yeni bir bireyin ortaya çıkmasıdır. Yani bu üretim tekniğinde üretim aracı "tohum"dur.
Tohum ile üretim, iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde çok kullanılan bir yöntemdir. Çiçek açan süs bitkilerinin tümü aşağı yukarı tohum ile üretilmektedir. Başarılı bir üretim için tohumların üstün nitelikte olmasına özellikle dikkat edilmelidir.
İyi kalitede bir tohumda aranılan başlıca özellikler şunlardır: Çimlendiği zaman ait olduğu tür veya çeşidi vermelidir; yüksek çimlenme yeteneğinde ve hastalıklardan arınmış olmalıdır; başka ürünlere ait tohumlarla, yabancı ot tohumlarıyla veya yabancı ot tohumlarıyla veya yabancı maddelerle karışık olmamalıdır. Tohumun çimlenme yeteneği ve saflığı, söz konusu bütün tohumu temsil eden homojen bir örneğin alınması ve buna "tohum testi"nin uygulanması ile saptanabilir.


- Çimlenmeyi Etkileyen Çevre Koşulları

A) SU
Suyun tohum tarafından emilmesi çimlenme olayının ilk basamağını oluşturur. Suyun alınmasını etkileyen en önemli etmenler tohum ve kabuğunun özelliği ve tohumun çevresinde bulunan alınabilir suyun miktarıdır. Suyun alınma hızını sıcaklık da etkiler, yüksek sıcaklıkların etkisi hızın artması lehinedir. Uygun su miktarını sürekli olark sağlamak güçtür. Çünkü çimlenme, ortamın sıcaklık ve nem yönünden dalgalanmalara uğrayan üst yüzünde oluşur. Zorunlu olarak yüzlek ekilen küçük tohumlarda veya çimlenme hızının düşük olduğu durumlarda sorun daha büyüktür. Sulama sürekli yapılmamalı, ancak aşırı derecede olmamalıdır. Sulamalar genellikle sabahları yapılmalıdır. Öğleyin ve yakıcı sıcaklarda, gün ortasındaki sulamalardan kaçınmalıdır. Öte yandan kötü bir drenajla birlikte aşırı bir sulama da çok zararlıdır, çünkü bu durum çimlenme ortamındaki havalanmayı azaltır ve çürümelere neden olur.


B) SICAKLIK
Çimlenme için ikinci gereksinim uygun bir sıcaklıktır. Sıcaklık, çimlenmeden sonra fidelerin büyümesi üzerine de etki yapar. Çoğu kez, çimlenme için gerekli sıcaklıktan biraz aşağı sıcaklıklar fidelerin büyümesi için çok uygundur.
Optimum sıcaklık çimlenme için en uygun olanıdır. Bu sıcaklıklar yüzde olarak en çok fidenin en yüksek çimlenme hızıyla oluştuğu sıcaklıklardır.

C) OKSİJEN
Tohumlar canlılığını koruduğu sürece solunum devam eder, bu nedenle oksijen şarttır. Oksijen azlığının çimlenme üzerine etkisi çok önemlidir. Eğer oksijen çok az miktarda, çimlenme tümüyle durmasa bile gecikebilir. Aşırı derecede sulamalar, özellikle drenajı kötü olan tohum yastıklarında, ortamın boşluklarını havadan çok su ile doldurduğu için oksijen miktarı çok azdır.


C) IŞIK
Işık fidelerde büyüme olayını etkiler. Işığın gerekenden az olduğu durumlarda sarı renkli, ince uzun ve zayıf fideler oluşur. Kısa, güçlü ve bodur fidelerin elde edilmesi için bunların yeteri kadar ışıklanmaları sağlanmalıdır.
Öte yandan aşırı derecede yüksek ışık şiddeti fidelerde sıcaklık zararı oluşturan yüksek sıcaklıkla sonuçlanır. Sonuç olarak aşırı derecede düşük veya yüksek ışık şiddetinden sakınmalıdır.

2.1.2) Spor İle Üretim
Eğrelti olarak bilinen çiçeksiz bitkiler spor ile üretilir. Spor genellikle tohumdan farklı bir yapıya sahiptir. Bir hücreden oluşmuştur ve nemli ortamlarda yaşar. Çoğunlukla çizgi veya noktalar halinde eğrelti yapraklarının alt yüzünde üretilir. Bazen de yaprak kenarları boyunca oluşurlar. Bir spor kesesi içinde bulunurlar. Sporlar olgunlaşınca kese çatlar ve sporlar dağılır. Uygun ortam bulunca çimlenerek gelişirler ve yeni bir eğrelti bitkisi oluştururlar.

2.2) Vegetatif (Eşeysiz) Üretim
Bitkilerin kök ve sürgün oluşturabilen veya başka bir bitki ile kaynaşıp gelişebilen beden parçaları veya kol, soğan ve yumrular gibii özelleşmiş vegetatif organlar ile yapılan üretmeye "Eşeysiz Üreme " denir. Bu amaçla kullanılan beden parçaları genellikle genç sürgünler, kollar, kökler ve yapraklardır.


2.2.1) Çelik İle Üretim
Bir bitkinin gövde, değişikliğe uğremış gövde, yapraklar veya kökler gibi vegetatif organlarının ana bitkiden kesiliip ayrılarak uygun çevre koşulları altında başka bir yerde köklendirilmesine "Çelikleme" veya çelikle üretim adı verilir.
Köklü yeni bir birey elde etmek amacıyla bitkilerden kesilen beden parçalarına ise çelik denir. Gövde ve yaprak çeliklerinde kök oluşumunu sağlayıcı önlemler alınır.
Bu üretim yöntemi, ucuz, çabuk ve basit olup, pahalı ve güç bir uygulama olan anaç ve aşı sorununu ortadan kaldırır.

2.2.2) Aşı İle Üretim
Aşı iki bitki parçasını birleştirmek, kaynaştırmak ve tek bir bitkiymiş gibi birlikte büyüme ve gelişmelerini sağlamaktır. Aşılı bir bitkiyi oluşturan bu iki bitki parçasından, üzerine aşı yapılan ve kökü oluşturan alttaki kısmına "anaç", aşı yerinin üstünde kalan ve bitkinin tacını (gövde ve dallarını) oluşturan kısmına da "kalem" veya "çeşit" adı verilir.
Anaç üzerine takılacak parçanın niteliğine göre aşılar, "Göz" ve "Kalem" aşıları olmak üzere iki gruba ayrılır.

2.2.3) Daldırma İle Üretim
Bu vegetatif üretim yöntemi, ana bitkiye bağlı bir şekilde gövdenin veya sürgünün köklendirilmeye alınmasıdır. Köklenen gövde daha sonra kendi kökleri üzerinde büyüyen yeni bir bitki elde etmek amacıyla ana bitkiden ayrılır. Daldırılan gövdeye "daldırma materyali " adı verilir. Daldırma yapılacak bitkinin dalları esnek ve kıvrılır nitelikte olmalıdır.
Daldırma ile üretimde kök oluşumu sürekli neme, iyi havalanmaya ve köklenme bölgesinde orta bir sıcaklığa bağlıdır. Bazı durumlarda, daldırma ile üretilen bir bitki, çelikle üretilen bir bitkiye oranla daha kısa bir zamanda daha fazla bir büyüklüğe erişebilmektedir.

2.2.4) Ayırma ve Bölme İle Üretim
Soğanlar, soğanımsı gövdeler, yumrular, yumru kökler, rizomlar ve yalancı soğanlar gibi özelleşmiş gövde ve köklere sahip olan bitkilerin üretimi ayırma veya bölme yöntemiyle yapılır.
Özelleşmiş vegetatif organlardan soğanlar ve soğanımsı gövdeler gibi doğal olarak ayrılabilen kısımlardan yararlanan çoğaltma işlemine "ayırma", bitkinin rizomlar, gövde ve kök yumrularında olduğu gibi, kesilerek parçalara ayrıldığı durumlardaki çoğaltmaya ise "bölme" adı verilir.

Sigarayı Bırakın

İçtiğiniz Son Sigara Olsun !
Sabahları kahvaltıdan önce sigara içmeden güne başlayamayan, her fırsatta dumanaltı olmak için binbir türlü sıkıntıya katlanan, sigarasız kaldığında adeta kişilik değiştirecek kadar kendini kaybeden bir sigara bağımlısı mısınız? O halde sağlığınızı, geleceğinizi tehlikeye atmış durumdasınız. Üstelik bunu siz de biliyorsunuz. Haydi gelin, hayatınızı kurtaracak o kesin karar doğru adım adım nasıl yaklaşacağımızı gözden geçirelim. Sigarayı vücudumuzdan değil, hayatımızdan nasıl kovabiliriz, bir düşünelim.. Sigara kullanımı genellikle ergenlikte başlar. Ülkemizde 15 yaş üzerindeki 16 milyon kişi sigara içmektedir. Ergenler genellikle özenme, arkadaş çevresinden etkilenme,bağımlılık arayışı, kimlik karmaşası gibi nedenlerle sigaraya başlarlar. Bunun yanında yaşadıkları stresle başetmede zorluk çeken gençler, sigaraya yönelmektedir. Araştırmalar sigara içen ergenlerin benlik saygısının daha düşük olduğunu göstermektedir. Depresyon yaşayan kişiler de sigaraya daha fazla yönelir. Yapılan araştırmalara göre ülkemizde toplumun %43.6'sı sigara içmektedir. Bu oran erkeklerde %62.8, bayanlarda %24.3'tür.

Sigara Ciddi Zararlara Yol Açıyor:
Türkiye'de insanların %10.6'sı sigarayla ilişkili nedenlerle ölmektedir. Terörden yılda 2-3 bin, trafik kazalarından 6-7 bin, sigaraya bağlı hastalıklardan ise yılda 35 bin (günde 100 kişi ) hayatını kaybetmektedir. Sigara kullanımına bağlı ölüme yol açan hastalıklardan bazıları; kronik bronşit, amfizem, akciğer kanseri, kalp enfarktüsü, beyin damar hastalıkları, kalp damar hastalıkları, kronik tıkayıcı akciğer hastalıklarıdır. Araştırmalarda yapılan hesaplamalar gösteriyorki, günde 15 sigara içen 30 yaşındaki bir insanın normal ömrü, 5 yıl kısalmaktadır.

Sigara İçmeyenlerde Kanser Oluyor ?
Sigara içenleri yanıltan en önemli durumlardan biride sigara kullandığı halde kansere yakalanmayan pek çok insan olduğu gibi, sigara içmediği halde kanser olan pek çok insanın bulunmasıdır. Unutulmamalı ki sigara içenlerin çoğu, akciğer kanserine yakalanmasa da sigara içen bir kişinin ak­ciğer kanseri olma riski, içmeyene göre 8 kat fazladır ve akciğer kanseri olanlann % 80'i sigara içmektedir. Üstelik sigara sadece akciğer kanseri değil ağız boşluğu, gırtlak, yemek borusu, böbrek, rahim ağzı, mesane ve pankreas kanserleri ve akut lösemi riskini de arttırmaktadır. Sigara, kanser dışında mide ülseri, burger has­talığı, bağışıklık sisteminin zayıflaması, hormonların etkilenmesi sonucu kadınlarda cilt kırışıklıkları, adet düzensizlikleri, erken menapoz gibi pek çok soruna yol açabilmektedir.

Sigarayı Bırakınca Olanlar:
Özenti ya da stresle başetmek için başlanan sigara, bir süre sonra zevk verici olmaktan çıkar ve kişi sigarayı içmediginde ya­şadığı sıkıntıdan (yoksunluk belirtileri) kaçmak için sigara içmeye devam eder. Yoğun sigara kullanan kişiler, son sigaradan birkaç saat sonra tütün arayışı, huzursuzluk, sinirlilik, keyifsizlik, gerginlik, konsantre olamama gibi yoksunluk belirtileri yaşamaya başlar ve zamanla buna uykusuzluk, iştah artışı ve kalp atışı hızında azalma eklenir. Bu belirtiler 2-3 gün içinde en yüksek düzeye ulaşır ve 2-3 hafta sürer, iştah artışı ve kilo alma 6 ay devam edebilir. Özellikle tatlı yiyeceklere karşı aşırı istek olur. Dikkat isteyen işlerde performans bozulabilir. Bu belirtiler, yeniden sigaraya başlamanın en önemli nedenidir. Çoğu sigara tiryakisi, sigarayı istediği zaman bırakabileceğini iddia eder ama bu belirtileri ya­şayacak kadar sigaradan uzak kalmadığı halde bunun kendi ter­cihi olduğunu söyler. Oruç gibi, sigaradan uzak kalmak zorunda kaldıkları zaman, yukarıda saydığımız belirtileri yaşadıklarında ise bunu sigaraya değil, açlığa bağlarlar. Durumunu inkar etmek, her bağımlılık türünde tipik bir tutumdur.

Sigarayı Bırakmak Mümkün:
Araştırmalar sigara içenlerin % 90'ının sigarayı bırakmak is-tediklerini fakat bunu başaramadıklarım göstermektedir. Uyandıktan hemen sonra sigara içenler, hastayken sigara içenler, sigaradan uzak duramayanlar, sabahları daha fazla sigara içenlerin ciddi derecede bağımlılığı vardır ve bu kişiler sigarayı bırakmakta zorlanırlar. Sigarayı bırakanların %70'i ilk ayda tekrar kullanmaya başlarlar. Sigarayı bırakmış olanların dörtte birinden azı, ilk girişiminde bunu başarmıştır. Sigarayı kalıcı olarak bırakanların çoğu bunu başarmadan önce 3-4 kez bırakmayı deneyip yeniden başlamışlardır. Güzel haber şu ki, sigarayı bırakmaya çalışıp bırakamamak her şeyin sonu değildir.Neden başarısız kalındığından ders alarak bunu başarıncaya kadar tekrar tekrar gayret etmek gerekir. Araştırmaların verdiği başka iyi bir haberde de, Amerikada sigara içen kişilerin yaklaşık %45'inin sonunda sigarayı bırakabilmesidir. Demek ki en iiyisi, sigaraya hiç başlamamak. Eğer başlanmışsa bırakmak mümkün, ama geç kalmamak gerekir.

Profesyonel Yardım Alın:
Sigara bırakma programlarında en sık kullanılan yöntemler nikotin yerine koyma tedavileri (nikotin sakızları, nikotin bantları)Bupropion, psikoterapi, hipnoz ve akupunktur. Nikotin sakızları ve cilde yapıştırılan bantlar, özellikle fazla sayıda sigara kullanan kişilerin sigarayı bıraktıklarında yaşadıkları ciddi yoksunluk belirtilerini yatıştırmaya yarar. Avrupanın pek çok yerinde ve Amerika'da sigarayı bırakmak için uzun süredir kullanılan Bupropion(Zyban) isimli depresyon ilacı, Türkiyede de son zamanlarda kullanılmaya başlandı. Bu ilaç, sigara bırakıldığında ortaya çıkan huzursuzluk, sinirlilik, gerginlik, konsantra olamama, uykusuzluk ve iştah artışı gibi �depresif belirtileri � azaltır. Yeniden sigaraya başlamanın en önemli nedeni, bu belirtilerdir ve Bupropion kullanan kişilerin uzun vadede yeniden sigaraya başlama riski, kullanmayanların yarısı kadardır. Bupropion, bir çok depresyon ilacının aksine, uyku ve iştah artışı ya da cinsel isteksizlik gibi yan etkilere neden olmamaktadır. Hipnoz olmaya yatkın kişiler ise bu metottan büyük yarar gö­rebilir. Hipnozla sigaradan soğumak ve sigaraya karşı iradeyi güçlendirmek mümkündür.

Size Neler Düşüyor?
  • Sigarayı bırakmak için kendinizi hazırlayın!
  • Bırakmak istediğinize dair olumlu karar verin. Bunun ne kadar zor olabileceğine dair olumsuz düşünceleri engellemeye çalışın.
  • Bırakmak isteyişinizin bütün nedenlerini sıralayın. Her gece yatmadan önce bu nedenlerden birini 10 kez tekrar edin.
  • Sağlığınız ve başkalarına karşı sorumluluklarınızın yanında, güçlü kişisel nedenler geliştirin. Örneğin sigara mola­ları, safın almak için koşuşturma, ateş arama için ziyan ettiğiniz toplam zamanı vb. düşünün.
  • Kendinizi fiziksel olarak forma sokmaya başlayın: Düzen­li egzersiz yapın, daha fazla sıvı alın, yeterince dinlenin ve aşırı yorgunluktan kaçının.
  • Bırakmak için bir tarihi hedef olarak belirleyin. Doğum gününüz, evlilik yıl dönümünüz gibi özel günleri seçebi­lirsiniz. Eğer yoğun olarak iş yerinde sigara içiyorsanız, tatilde bırakın. Belirlediğiniz günü kutsal gibi kabul edin, hiçbir şeyin onu değiştirmesine izin vermeyin. Böylece bırakma gününüzü her yıl kutlayabilirsiniz.
  • Ne Bekleyeceğinizi Bilin!
  • Bırakma belirtilerinin -geçici- oldugunu bilin. Geneli sadece 2-3 hafta sürer.
  • Yeniden başlamaların çoğunlukla, bırakma belirtile hala en yoğun düzeyde ve vücudunuzun nikotine bağımlı, olduğu sigarayı bırakma dan sonraki ilk hartada meydana geldiğini bilin. Bunun geçireceğiniz en zor zaman oldugunun farkında olun ve bu kritik dönemi atlatmak için iradeniz, aileniz, arkadaşlarınız gibi bütün şahsî kaynaklarınızı kullanın.
  • Diğer yeniden başlamaların çoğunun da, sigarayı bıraktık­tan sonraki ilk 3 ay içinde oldugunu bilin. Yeniden başla­ma özellikle stresle, beklenmedik şekilde tetiktenin Bu du­rumlar. sigarayı rahatlamayla özdeşleştirdiği için, kişinin otomatik olarak sigaraya yöneldiği anlardır. Bunlar meydana gelmeden önce kendini hazırlamak zor olduğu için, oldugunda fark edebilmek önemlidir. Unutmayın, sigara bir alışkanlıktır, ama kırabileceğiniz bir alışkanlıktır.
  • Daha önce sigarayı temelli bırakmış kişilerin çoğunun. bunu ancak birkaç denemeden sonra yapabildiklerin! bi­lin. ilk denemede bırakanlardan biri olabilirsiniz, ama 'yılmayın' ve yeniden deneyin.
  • Başkasını Bu İşe Dahil Edin
  • Hedeflediğiniz günde sigarayı bırakabileceginize dair bir arkadaşınızla iddiaya girin. Sigara paranızı her gün bir kenara koyun ve eğer sigara içerseniz o parayı bir yere bağışlayın. (Ama sigara içerseniz. vazgeçmeyin, gücünüzü toplayıp yeniden deneyin.)
  • Eşmizin ya da bir arkadaşınsın sizinle birlikte sigarayı bırakmasını isteyin.
  • Ailenize ve arkadaşlarınza sigarayı bırakacağınızı ve bunun tarihini söyleyin. Bu, hem bırakmadan önce. hem de sonra önemli bir destek kaynağı olabilir
Bırakma Yolları:
  • Marka değiştirin, tadını kötü bulduğunuz bir markaya ge­çin.
  • Hedeflediğiniz bırakma gününden 2 hafta önce, katran ve nikotin içeriği düşük bir markaya geçin. Bu, sigara içme davranışınızı değiştirmenize yardımcı olacakür. Ancak, da­ha fazla sigara içmeyin, içinize daha sık ya da daha derin çekmeyin, parmağınızla filtrenin deliklerin! kapatmayın. Bunların hepsi aldığınız nikotin miktanni arttırır; oysa amaç vücudunuzu yavaş yavaş nikotinsizliğe hazırlamaktır.
  • Sigarayı Bırakmak İçin İpuçları
  • Her bir sigaranın sadece yarısını için.
  • Her gün ilk sigaranızı yakmayı bir saat geciktirin.
  • Günün yalnızca tek ya da çift saatlerinde içme kararı alın.
  • Önceden, o gün kaç sigara içeceğinize karar verin. Bu sayının üstündeki her sigara için istediğiniz bir yere para bağışlayın.
  • Yeme alışkanlığınızı, sigarayı azaltmanıza yardımcı ola­cak şekilde değiştirin. Örneğin süt için (çoğu kimse sütün sigarayla gitmediğin! düşünür).
  • Yemeklerinizi, sizi sigaraya yöneltmeyecek şeylerle bitirin.
  • "Kafanızı toplamak" istediğinizde sigara yerine bir bar­dak meyve suyu için.
  • Unutmayın ki sigarayı azaltmak bırakmanıza yardımcı olur, ama bunun yerini tutmaz. Günde yedi sigaraya ka­dar indiyseniz bırakma tarihini belirleme ve ona bağlı kalma zamanı gelmiş demektir.
  • "Otomatik Olarak" Sigara içmeyin
  • Gerçekten istediğiniz zaman için. Sırf alışkanlıktan dola­yı sigara yakmaya kalktığınızda, kendinizi yakalayın.
  • Kül tablalarınızı boşaltmayın. Bu, her gün kaç sigara içtiğinizi size hatırlatacak, izmaritlerin görüntü ve kokular. hoş olmayacaktır.
  • içtiğiniz her bir sigaranın farkına varın. Ters elinizi kullanarak, sigarayı farklı bir cebinize ya da her zaman koyduğunuzdan başka yerlere koyarak otomatik olarak siga-raya uzanma davranışınızı kırın.
  • Gün boyu birçok kere, hiç düşünmeden sigara içiyorsanız, her sefer bir sigara yakarken aynaya bakmaya çalı­şın. Bunu istemediğinize karar verebilirsiniz.
Sigara İçmeyi Uygunsuz Hale Getirin:
  • Sigarayı kartonla almayı bırakın. Bir paket bitmeden diğerini almayın.
  • Evde ya da işte, yanınızda sigara taşımayı bırakın. Sigaraya ulaşmanızı zorlaştırın.
Sigara İçmeyi Hoş Olmayan Bir Hale Getirin:
  • Sizin için özellikle zevk verici olmayan şartlarda sigara için. Örneğin başkalarıyla birlikte içmekten hoşlanıyorsanız bunu yalnız yapın. Sandalyenizi boş bir köşeye doğ­ru çevirin ve sadece içtiğiniz sigarayla onun olumsuz et-kilerine konsantre olun.
  • Bütün izmaritlerinizi büyük bir cam kavanoz içinde top­layarak, sigaranın pisliğini hatırlamak için saklayın.
Bırakmadan Hemen Önce:
  • Sigarasız olma egzersizleri yapın.
  • Bir daha asla sigara içmeyeceğinizi 'düşünmeyin.' Her seferinde, o günü de sigarasız geçirmeyi düşünerek bırakın.
  • Kendinize bugün sigara içmeyeceğinizi söyleyin ve içmeyin.
  • Uzun süre kalan sigara kokusundan kurtulmak için elbi­selerinizi! temizleyin.
Bıraktığınız Gün:
  • Bütün sigara ve kibritleri atın. Çakmakları ve kül tablala­rını saklayın.
  • Diş hekimine gidip dişlerinizi! temizleterek sigara lekelerinden kurtulun. Dişlerinizin bu şekilde ne kadar güzel gözüktüğüne dikkat edin ve onları öyle tutmayı hedefleyin.
  • Kendiniz ya da bir başkası için almak istediğiniz şeylerin listesini yapın. Maliyetlerin! sigara paket fiyatı üzerinden hesaplayın ve bu hediyeleri almak için parayı bir kenara koyun.
  • O büyük günde kendinizi çok meşgul edin. Sinemaya, spor yapmaya gidin; uzun yürüyüşler yapın ya da bisiklete binin.
  • Ailenize ve arkadaşları niza o günün sigarayı bırakma gü­nünüz olduğunu hatırlatın.
  • Onlardan ilk haftalarda yaşayacağınız zorluklarda size yardımcı olmalarım rica edin.
  • Kendinize bir mükafat ya da kutlama niyetiyle özel bir şey verin.
Bıraktıktan Hemen Sonra:
  • Evde, iş yerinde ve çevrenizde temiz, taze, sigarasız bir ortam oluşturun. Kendiniz için çiçekler alın.
  • Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk birkaç gün kütüphane, müze, tiyatro, ibadethane gibi sigara içilmesine izin veril­meyen yerlerde mümkün olduğunca çok vakit geçirin.
  • Bol su ve meyve suyu için. (Ama kafein içeren meşrubat­ta sakının)
  • Alkol ve kahve gibi sigara ile bağlantı kurduğunuz içeceklerden sakının
  • Elinizde sigara bulunmasını özlüyorsanız, anahtarlık, tespih, kalem gibi bir şeyle oynayın
Doç.Dr. ilhan Yargıç Psikiyatrist. Sigara ve Sigarayı Bırakma Yöntemleri
Psikiyatri penceresi